10 Ekim 2017 Salı

Mutlu Kent - Elvira Navarro | Kitap Yorumu


Orijinal Adı: La ciudad feliz
Seri: Yok
Yayınevi: Dedalus Kitap
Sayfa Sayısı: 141
Baskı Yılı: 2014


Arka Kapak Yazısı

Yetişkinlerin dünyasında iki farklı kimliğe ait çocuk yüzü. Çin’den daha güzel bir hayat için İspanya’ya göçmüş ailenin küçük oğlu Chi-Huei ile evsiz bir adamın sürekli gülümsemesine neden olan Sara. Bu iki çocuğun yüzü, 2010 yılında İspanya’nın en iyi genç yazarı olarak seçilen Elvira Navarro’nun büyüleyici kaleminde masalsı birer kahramanın yüzleri gibi. Pırıl pırıl. İnsanlığından uzaklaşan toplumun baskıları, ikiyüzlülüğü, gerçeklerinin rezil birer yalan oluşu, hırslarının tuhaflıkları bu iki çocuğun gözlerinden seyrediyoruz. Yalnız çarpıcı bir ayrıntı var Mutlu Kent’te. O da Elvira Navarro cümlelerinin yapısı, noktasızlığı, nefes nefese akışı. Avangart bir tutumla nefes bu küçük roman, tamamlandığında koca bir şiire dönüşüveriyor zihinde. Küçük bir itiraf: Mutlu Kent, içtenliği ve şıklığıyla Emil Ajar’ın Onca Yoksulluk Varken’i de hatırlattı ilk okurlarına ve eşsizliklerinden bahsedersek Mutlu Kent’in sırlarını açığa çıkarmış olmaktan çekiniyoruz. Siz ilk sayfaları karıştırmaya başladınız, en iyisi biz şöyle diyelim kısaca: Yetişkinlerin tuhaf dünyasından sıkılan, baktıklarını çocuk gözleriyle görme berraklığına sahip olmak isteyen romanı, yetişkinlerin.

Yorum


  Zaman zaman hakkında hiç bilgi sahibi olmadığım kitaplar okurum, elime denk gelir ve o belirsizliğin tadını çıkarırım, ayrı bir zevk veriyor bu durum. Mutlu Kent'te böyle elime aldığım kitaplardan ancak ne yazık ki bu kitaptan zevk alamadım hiç.

  Mutlu Kent, üslubu farklı ve alışılmadık kitaplardan, yazar dili farklı bir biçimde kullanmış ve art arda gelen cümlelerin hepsi birbiri ile bağlantılı olmayabiliyor, çoğu zamanda olaylar o kadar hızlı akıyor ki cümlelere yetişmek biraz zorlayıcı olabiliyor. Daha önce aynı Mutlu Kent gibi hem hakkında bilgi sahibi olmadığım hemde üslupları farklı olan kitaplar okudum, Yalnızlık Avutmaz, Son Okur gibi. Ancak o kitapları çok sevmesem bile bana kattığı şeyler olmuştu, farklılıkları ve anlatmak istedikleri ile beni etkilemişti. Mutlu Kent'ten de bunu beklemiştim ama bu hiç olmadı.

  Yazar bir şeyleri eleştirmek ya da bazı noktalara değinmek istiyor gibi ancak bunu başarabildiğini düşünmüyorum. Bazı bölümleri okurken sık sık bu bölümü neden yazmış diye de düşünmeden edemedim. Kitabın  ikinci yarısı ilk yarısından daha iyi olsa da iki kısım arasındaki kopukluk ve anlatım tarzı farkından da hiç hoşlanmadım, yazar öylesine bir şeyler karalamış gibi. Bu arada belirtmek isterim ki kitabın arka kapak yazısıyla bir alakası yok, en azından ben kitapta arka kapak yazısında yazanları bulamadım, birazı var ama genel anlamda şişirilmiş bir tanıtım olmuş.

  Mutlu Kent şunun için yazılmış diyebileceğim bir kitap değil, açıkçası kitaptan bir şey anlamadım, yazar tam bir şeyleri yakalayacak derken kitap bitti. Beni düşündüren ya da bana yeni bir şeyler keşfetme şansı sunan her kitaba saygım artar ve bu da puanıma yansır, kitabı sevmesem bile. Ancak bu kitabı ne sevdim, ne de bir şeyler düşünmeme sebep oldu. Üzülerek 1 puan veriyorum, üzülerek çünkü kitaplara düşük puan vermeyi hiç sevmiyorum, her kitap değerlidir.

Puanım


10 yorum:

  1. Arkak kapak yazısı çok umutlandırmıştı beni ama senin eleştirilerini okuyunca almak istemedim bu kitabı. Çünkü arka kapak mutlaka allayıp, pullayacak, kimse yoğurdum ekşi demez:)))şimdi kitap işi de reklamla çok içlidışlı oldu, parayı bastırıp NY vs. en ünlü dergilere allayıp pullayıp reklam yaptırıyorlar alıp okuyunca hayal kırıklığı....
    Çok teşekkürler canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle çok haklısın, tanıtımı çok iyi yapılan kitaplardan korkmak lazım. :D Zaten arka kapak yazısı ne zaman çok şey vaat ederse o zaman kitapta kesin sorun var diyorum. :D

      Sil
  2. Kitabın kapakları ne güzel böyle. Özellikle de ilk fotoğraftaki kapağı çok sevdim. Umut vaat eden bir kitap gibi görünüyor ama görünüşe aldanmamak lazım sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, kesinlikle öyle. Kitabın kapağını bende beğenmiştim ancak ne yazık ki içerik için aynı şey geçerli değil. :)

      Sil
  3. Kitaplara düşük puan vermeyi ben de hiç sevmiyorum ama bazen başka türlüsü içimizden gelmiyor. Keşke hiç kötü kitap okumasak diyorum, sanırım o zaman da güzel kitapların kıymetini bilmezdik. Arada böyle nazar boncuğu gerekiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. İyinin değerini anlamak için kötü gerekiyor, kötü kitaplardan sonra iyi kitap okumaksa yeniden soluk almak gibi geliyor o yüzden o hissi de seviyorum. ^^
      Yine de ne olursa olsun kitaplara düşük puan vermek üzücü. :(

      Sil
  4. Sana tam kitap önerecektim yine dedalus'tan ama benim önereceğim kitap da biraz fazla felsefi. Ve cümleler burada hoşlanmadığın tarzda, o yüzden vazgeçtim :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önerebilirsin hala. 😊 Felsefi kitaplarla ya da farklı üsluplarla bir sorunum yok sadece bu kitaptan hoşlanmadım ben. :)

      Sil
  5. aslında konu da ilginçmiş diyecektim ama not almıyorum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben sevmediğimi belirttim. :D Karar tamamen senin. ^-^

      Sil