18 Şubat 2017 Cumartesi

Tüm İnsanlar Ölümlüdür - Simone de Beauvoir | Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Tous les hommes sont mortels
Seri: Yok
Yayınevi: Turkuvaz Kitap
Sayfa Sayısı: 413
Baskı Yılı: 2011
Goodreads Puanı: 4.08  (2,628 Oy)

Arka Kapak Yazısı

13. yüzyılda doğan Carmona Prensi Raymond Fosca iktidarını genişleterek daha adil ve zengin bir dünyaya egemen olma hayalleriyle dopdoludur. Tam zamanında imdadına yetişen ölümsüzlük iksiri, Fosca'ya eşi benzeri olmayan bir fırsat verir. Artık emellerini gerçekleştirmesinin önünde hiçbir engel yoktur. Ama ya ölümsüzlük bir lanetse?

Fransız yazar ve filozof Simone de Beauvoir, 1946 tarihli bu heyecan verici romanında, ölümsüzlük teması üzerinden insan doğasını ve Avrupa tarihinin keskin dönemeçlerini ustalıkla gözlemliyor. İnsanın varoluş sorunsalını derinlemesine incelerken İtalyan şehir devletlerinden Habsburglara, Yenidünya'nın keşfinden 1848 Devrimi'ne kadar müthiş bir Avrupa tarihi anlatısını da kaleme alıyor.


Yorum

  Vaav diyerek, içine gömülerek, ne kadar güzel kitap diye diye okudum kitabı. Her sayfasını ayrı sevdim, tamam bazı sayfaları daha durgun olsa da çoğu sayfasını çok severek okudum.

  Carmona Prensi Fosca halkını kurtarmak için ölümsüz olmak ister ve bu isteğine kavuşur ve artık ölümsüzdür. Fosca ölümsüz olduktan sonra dünyanın, zamanın sonsuzluğu onu çok heyecanlandırır, zaman oldukça yapılacak daha çok şey var gibi hisseder.

  Fosca 600 yıl sonra hikayesini Regine'e anlatır. Bu 600 yıl içinde Fosca çok değişir, dünyanın sonsuzluğuna, ölümsüzlüğün mükemmelliyetine inanan adam gider ve yerini aslında hiçbir şeyin önemli olmadığını ve ölümsüzlüğün bir lanet olduğunu düşünen o adam gelir.

"Carmonalılar için yeni evler yaptırdın, ama işte, toprağın içinde yatıyorlar; güzel kumaştan giysiler giydirdin, kefenlerin içinde çırılçıplaklar; sen onları besledin, onlar kurtlara yem oluyor. Ovada çobansız sürüler bir işe yaramayan ekinleri çiğniyor. Sen açlığı yendin. Ama Tanrı sana veba gönderdi ve veba seni yendi."

  Aradaki değişim süreci çok çarpıcı idi. Yazar insanlık, savaş, dünya, ölümsüzlük gibi bir çok kavramı incelerken bunu Orta Çağ batı tarihi ile birleştirerek ortaya gerçekten mükemmel bir eser çıkarmış. Okurken büyük zevk aldım, felsefe ve tarihin harmanlandığı insana yaşamı sorgulatan bu satırları okurken kendinizden geçmemek zor.

  Régine karakteri de oldukça ilgi çekici bir karakter, insan hırsının vücut bulmuş hali gibiydi. Yazar Fosca gibi Régine karakterini de çok başarılı bir şekilde işlemişti, okurken biraz ürpermedim de değil.

"Keşke iki kişi olsaydım," diye düşündü, "biri konuşan öteki dinleyen, biri yaşayan öteki baka, kendimi nasıl da severim! Kimseye imrenmezdim." 

  Yazar, Beauvoir, varoluşçuluğu ve nihilizmi kitapta çok güzel işlemiş. Yazar nihilist mi bilmiyorum ancak kitabın ana fikri büyük ölçüde nihilist esintiler taşıyor.

İnsan hiçbir şey olmadığına inanabilirdi. Aslında hiçbir zaman hiçbir şey olduğu yoktu.

  Aslında kitabın ana fikrine katılmıyorum, ama ana fikre ulaşırken geçilen yollar ve düşüncelerin bir çoğu çok doğru idi. Kitabı okuyup kendi ana fikrinizi çıkarmak daha doğru olacaktır.

  Son zamanlarda okuduğum en iyi ve en tatmin edici kitaptı diyebileceğim bir kitap oldu. Tarihin yeniden gözden geçirilişi, hayat amacı, yaşamak nedir, insan ne için var gibi bir çok konunun ve sorunun yer bulduğu bu kitabı kaçırmayın derim. Yazarın diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.

Alıntılar

Kendime sadık kalacağım ben; kendime yanlış yapmayacağım. 
İnsan hiçbir şey olmadığına inanabilirdi. Aslında hiçbir zaman hiçbir şey olduğu yoktu. 
"O da var olmaya çalışıyor."
"O da mı?"
"Hepimiz buna çalışıyoruz." 
"Keşke iki kişi olsaydım," diye düşündü, "biri konuşan öteki dinleyen, biri yaşayan öteki baka, kendimi nasıl da severim! Kimseye imrenmezdim." 
"Carmonalılar için yeni evler yaptırdın, ama işte, toprağın içinde yatıyorlar; güzel kumaştan giysiler giydirdin, kefenlerin içinde çırılçıplaklar; sen onları besledin, onlar kurtlara yem oluyor. Ovada çobansız sürüler bir işe yaramayan ekinleri çiğniyor. Sen açlığı yendin. Ama Tanrı sana veba gönderdi ve veba seni yendi." 
Ben yeryüzünde adalet, akıl hakim olsun istiyordum, insanlara mutluluk vermek istiyordum. 
Sanki düşüncelerimin, arzularımın, sanki bütün deneyimimin ve yaşadığım bütün bu yüzyılların yeryüzünde hiçbir ağırlığı yoktu. 
Yaşadığımı hissetmem gerek. Ölmem gerekse de. 
Siz insanları nasıl tanıyabilirsiniz ki? Onlardan nefret ediyorsunuz.

Puanım



12 yorum:

  1. Beauvoir adını görünce heyecanlandım çünkü kendisi çok önemli bir teorisyen, filozoftur. Çok saygı duyduğum bir isim. Makalelerini veya teorilerini okudum az biraz ama romanlarını daha okuyamadım. Yakın zamanda okurum umarım, sen de beğenmişsin sevindim ☺

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim yazarla ilk tanışmam bu kitapla oldu, diğer kitaplarını da çok merak ediyorum. Özellikle İkinci Cins'i. Umarım sende kısa zamanda kitaplarını okuyabilirsin. 😊 😊

      Sil
  2. Merhaba, yorumunuz sayesinde kitabı okunacaklar listeme ekledim :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bencede eklemelisin. Pek tanınan bir kitap değil ama çok güzeldi bence. :) umarım seversin. :))

      Sil
  3. Ben de yorumunu waoov diyerek okudum. Bu kitabı mutlaka okumalıyım ^-^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, bencede okumalısın ya çok güzel kitaptı. :))

      Sil
  4. Orta Çağ dedin tamam okumalıyım dedim ama bir sorum var çok mu tarihimsi buram buram tarihse zor okurum :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yer yer yoğunlaşıyor ama çok değil, yazar tarihi kullanarak felsefesini okura aktarıyor. Mesela bazı savaşlardan bahsediyor ama burada insanlığın durumunu, hayatı incelemeye çalışıyor. O yüzden çok sıkıntı olacağını sanmıyorum. 😊

      Sil
  5. selam okuma şenliği ile ilgili ne durumdasın bilgi verebilirmisin?

    YanıtlaSil
  6. romanı olduğunu duymadım amaa bu teyze çok önemli biri yaaaaa öyle duymuştumduuu :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet önemli biri, özellikle varoluşçuluk ve feminizm alanlarında önemli çalışmaları olmuş. :)

      Sil